SİZ DE BÖYLE YAPIN

Ben isterim ki, kim olursa olsun, bana gelen insan mutsuz dönmesin? Mutlu olsun. Yol mu sordu; tam cevabını alsın aradığı yeri tarifimle bulsun ve mutlu olsun? Çocukluk arkadaşıma mı rastladım, o da ben de gerçekten sevinelim mutlu olalım? “Abi” mi dedi bana birisi, gerçekten abisi olayım, koruyup kollayayım mutlu olsun?

“Ey sevgili; heyben acıyla dolar da nefes alamazsan gel, huzur bulacağın kıyılarım senindir… Umutların solar, kurur da su bulamazsan beraber sulayalım, gözyaşlarım senindir… Kanatların kırılır da maviye uçamazsan, ne güne duruyor al, kanatlarım senindir… Çaresiz çilelere bir umut bulamazsan, kendime ettiğim dualarım senindir.” Mevlâna. Ne yüce bir duygu değil mi?

Hayatta en kötü şey, insanı yapayalnız hissettiren insanlarla birlikte olmaktır. Bir arkadaşım vardı, bir dostum, şöyle dedi; “güzel kardeşim; beni affet. Şimdiye kadar seni yanlış anlamışım. Senin bu kadar hassas bir kalbe sahip olduğunu hiç tahmin edemedim. Hâlbuki senin içinde kimsenin anlayamayacağı başka biri varmış, sade ince ruhlu, merhametli, sevecen. En ufak olaylardan etkilenen, aynı zamanda aradığını bulamamış altın kalpli biri. Bunları sana kalbimden geçen en samimi duygularımla söylüyorum. Senden öğrendiğim ve öğreneceğim çok şeyler var kardeşim. Sade, hilesiz, yalansız ince ruhlu kardeşim seninle gurur duyuyorum.” Aynen böyle dedi ve son sözleri oldu. Bir gün sonra ebediyete uğurladık onu…

Yağmur gibi olmalı insan. Ne üstüne basana darılmalı ne şemsiye açana kırılmalı. Birbirine tüm kalbiyle bağlanıp ebedi dostlar olmalı. Ömürlük dersler almamalı. Bir kez sarılabilmek için binlerce kilometre yol gidebilmeli. Böyleleri kaldı mı demeyin? Kendimizden başlayalım.

“Eyvallah…” Ne güzel ne kadar anlamlı bir söz. Bazen kabulleniş, bazen boş veriş, bazen de yol veriş anlamlarına gelir. Elini kalbinin üzerine koy ve “eyvallah” de. Anlayan anlasın. Bir çınar ağacının dibinde oturup birkaç dakika gölgelenmek kadar çabuk geçiyor hayat. Tartışmakla, öfke ve nefretle geçirmeyin…

En iyi yüreğiyle görür insan. Gözler esas görülmesi gerekeni göremezler. Yüreğime giren hiç umutsuz kalmasın. Umduğundan fazlasına kavuşsun. Karanlığımı gören ışık yok diye yarı yoldan dönmesin. Acımı bilen biri beni oramdan vurmasın. Benden samimiyet gören birisi değerli olduğunu anlasın. Teşekkür etsin, ama ezilip büzülmesin. Sessizliğimi zayıflık sanmasın. Suskunluğum bir şey bilmediğimden değil, bazen sabırdan bazen anlatıp da anlaşılamamanın verdiği yorgunluktan, bazen de aptallarla konuşmak istemediğimdendir… Biliyorum, kolay değil yaşamak, ölmek de kolay değil. Kolay değil bu dünyadan ayrılmak. Zaten bir kere sırtını dönersen, gidersin.

Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme; nerden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi olmayacağını? “Gel ey sevgili istersen yar ol gel istersen yara. Ne gönlümün derdini sor bana ne sararan yüzümü sor. Ey gönlümün sol yarısı; aklıma koydum seni, aklım almadı. Kalbime koydum seni, sana doymadı. Arşımın aşkı yar, aşk sandığın kadar değil yandığın kadar…” Şems-i Tebriz’i ne güzel özetlemiş. Hele Mevlâna; “gel, gel ne olursan ol yine gel. İster kâfir ister Mecusi ister puta tapan ol yine gel. Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir. Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel.” Haşa Mevlâna değiliz, Şems-i Tebriz’i de. İddiamız da yok; lakin onların öğütleri de bize yol gösterici değil mi?

Dünya nimetlerinden hiçbir şey vaz geçilmez değil. Bazılarının zamanı geçer vaz geçilir. Bazıları önemini kaybeder, bazılarından da isteyerek vaz geçersin. Bir bayan arkadaşımız şu şekilde izah etmiş. “Çok eskiden kullandığım bir parfüm vardı, aşırı seviyordum. Bitmesin diye kullanmaya kıyamıyordum. Şimdi rafta duruyor öyle. Artık ilgimi çekmiyor. Abartmışım dedim, o kadar da güzel değilmiş. Sıradan gelmeye başlıyor işte zamanla. Vaz geçemem sandığım her şeyden böyle vaz geçtim.”

Yetişkin kadın ve erkek birbirlerine şehvet duymadan başka şeyler de yapabilirler. Fikirleri uyuşur arkadaş olurlar. Kalpler uyuşur dost olurlar. Birlikte çalışarak meslektaş olurlar. Okuyup öğrenerek gelişerek, ülkelerine hizmet ederler ve iyi vatandaş olurlar. Aydınlık fikirli ve güzel gönüllü iseler topluma faydalı örnek kişiler olurlar. Siz de böyle yapın…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir