Genel

BÜYÜK LOKMA

Büyük konuşmuşum… Keşke demeseydim, ama ağzımdan çıktı bir kez. “Ya baba, on sene Almanya’ya gitmişsin on beş senedir anlatıyorsun bitiremedin. Hacca da gittin, biraz da oradan anlatsan.” Babamın cevabı makuldü kendine göre, “Oğlum, topu topu on gün Medine, yirmi gün de Mekke’de kaldık hepsi bir ay. Gerisi yolda geçti.” Babam …

Devamını Oku »

DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?

“Cogito, ergo sum” (düşünüyorum, öyleyse varım) diye ifade etmiş Rene Descartes; batı rasyonalizminin kurucu elementi olan felsefi sözünü… Taa 1637 yılında yazdığı “Metot üzerine söylevler” adlı kitabında. “Cogito ergo sum… ” İşte ben o yerde ve zamandayım iki gündür. “Düşünüyorum” kısmında sadece. Arkası yok. Tabi ki sormak hakkınız “neyi düşünüyorsun?” …

Devamını Oku »

NASIL BİR DÜNYA?

“Keşke tembel tembel oturup hiçbir şey yapmasaydım o zaman ne büyük saygı duyardım kendime. Tembellik olsa dahi benim de bir vasfım olurdu.” Demiş Dostoyevski. “Birisi kim bu adam diye sorduğunda tembelin biri cevabını alırdı en azından ve ben bunu duyduğumda mutlu olurdum. Artık benim de bilinen bir özelliğim var diye. …

Devamını Oku »

BENİM AÇIMDAN

Pek çok insanın duygularıyla ilgili kafa karışıklıkları olur. Bazılarının problemi sadece ne hissettiklerini tam manasıyla çözememeleridir. Bazıları duygularını tanırlar, fakat onları ifade edemezler. Ben hangisiyim bunların? Kafam karışık ne istediğimi ne hissettiğimi bilmiyorum şu an? Aklıma gelenler hep sıradan şeyler. Onlar da birkaç cümlede biter gibi geliyor. Üstelik bilsem bile …

Devamını Oku »

SİZ DE BÖYLE YAPIN

Ben isterim ki, kim olursa olsun, bana gelen insan mutsuz dönmesin? Mutlu olsun. Yol mu sordu; tam cevabını alsın aradığı yeri tarifimle bulsun ve mutlu olsun? Çocukluk arkadaşıma mı rastladım, o da ben de gerçekten sevinelim mutlu olalım? “Abi” mi dedi bana birisi, gerçekten abisi olayım, koruyup kollayayım mutlu olsun? …

Devamını Oku »

YORULDUM

Yoruldum. Beni kırmalarından, naz çekmekten, nabza göre şerbet vermekten, beklemekten yoruldum neyi beklediğimi bilmeden. Özlemekten yoruldum. En çok da düşünmekten, susmaktan yoruldum. Anlamayanlara laf anlatmaya çalışmaktan yoruldum. Dışımda sürekli susup içimde avazım çıktığı kadar haykırmaktan, hep kendimle baş başa kalıp hep kendime sığınmaktan yoruldum… Üzülmekten yoruldum. Nasıl olsa küsmüyor, darılmıyor, …

Devamını Oku »

BENİM TÜRKÜM

Yıllar oldu; on yıl, yirmi yıl belki daha fazla. Kendime dönüp de soramadım “nasılsın” diye? Bir telaş, koşuşturma bir yerlere geç kalma kaygısı. Borçlar harçlar, çocukların tahsili, iş bulması, askerlikleri, evlenmeleri… Koştur koştur yoruldum. Ne zaman ki bu koşturmalar bitti, döndüm ve sordum; “nasılsın kalbim?” Kalbim: “Çok üzgünüm, artık eski …

Devamını Oku »

İTHAL DAMAT

“Ben zannederdim ki ömürlerimizin teknesini istedi-ğimiz sahile çekmek için onun dümeninde olmak kâfi. Sonradan anladım yollar görünmez kayalarla doluymuş. Onlara çarpmamak lazımmış. Daha kötüsü gizli akıntılar da varmış ki insan onlara kapıldığı zaman nereye gittiğini bilemez, gittikçe yoldan uzaklaştığının farkına varamazmış. Ta ki başka ülkelerin sahillerine düşene kadar. Babam, ekip …

Devamını Oku »

SERGİDE ÜZÜM…

Babam öldükten yaklaşık bir ay sonra annem; “Oğlum ikiniz de buradayken babanın mallarını bölüşün. Ben bir şey istemem. Herkes malını bilsin. Ne yaparsanız yapın ben malınıza, mülkünüze bakamam” dedi. Biraderle oturduk, bölüştük kura usulü. Uzak bağ bana düştü. Üç ırgatlık. Yakın bağ da biradere. İki sulu tarlanın biri biradere biri …

Devamını Oku »

MORALİM BOZUK

Bir okul dönemi daha bugün başlıyor. Ne telaş var bende ne heyecan? Öğrencilere yapacağım öğretim yılı başı konuşmamın metni de yok. Hazırlık da yapmadım. Zaten konuşacak da değilim. Aslında Müdür de değilim. Öğretmen olduğum zamanlar bile çok gerilerde kaldı. Nereden aklıma geldi öyleyse? Tabi bir sebebi var. Bugün en küçük …

Devamını Oku »