Genel

NASİP

Güzel bir İlkbahar sabahı. Diye söze başlamak isterdim. Bugün dört Mayıs, günlerden pazartesi. Üç gündür hava kapalı, yağmurlu ve soğuk. Yüksek kesimlere kar yağdığı söyleniyor. Hatta, komşu il Yozgat’a yağan karı televizyonlar gösterdi. Hıdırellez (altı mayıs) bazen birkaç gün önce ya da sonra etkisini gösterebiliyor. Kombilerimiz, sobalarımız hala yanıyor. Meteoroloji …

Devamını Oku »

NEREYE GİDİYORUZ?

Şems, gerçek bir mürşit bulmak amacıyla kendi diyarından çıkar. Nereye gittiyse, kime rastladıysa bakar ki bom boş? Tamtakır kuru bakır.  “Vardır elbet bir yerlerde; bu âlem bu kadar boş olamaz” diye düşünür, aramaya devam eder. “Bir yerlerde bir şeyh varmış, insana haberi olmadan hırka giydirirmiş, devlet ve saltanat ihsan edermiş. …

Devamını Oku »

EL ALEM

O “el âlem” denen her kim ise bu yaşıma kadar ne bana ne de sevdiklerime hiçbir yararı dokunmadı? Belki daha anne baba demeyi öğrenmeden bu “el âlem” i öğrendim. “El âlem ne der?” Bir anlam da veremezdim tekerleme gibi gelirdi, ama belli ki mühim birileri. Aradan zaman geçti biraz büyüdük. …

Devamını Oku »

EKMEK

Okul dağıldı. İkindi vakti. Çoğu zaman yollarda takılır, olmadık muziplikler yapardık. Ahmet’i iki elinden tutar yokuş aşağı koşturur koşturur bırakıverirdik. Çocuk duramaz kendini Enis Mehmet Ağanın ahır duvarına çarparak zor durdurur. Biz ona gülerken o ağlayarak evine giderdi. Ya da küçük çişimiz gelmişse başka yere yapmaz, Emine Ananın toprak damından …

Devamını Oku »

AŞK VE EVLİLİK

“Hocam, sizinle çok şeyler konuştuk. Anılarınızı anlattınız, tecrübelerinizden yararlandık, dersler çıkardık. Sevgiden, sevmekten çokça bahsettiniz. Fakat “Aşk” nedir, anlatmadınız? Kimisi aşk diye bir şey yoktur der. Kimileri “âşıklık zor zanaat” diyor. Hangisi bunların?” “Tamam, kızım anladım. Matematiksel olarak şöyle açıklayayım. Benim kanaatim bu yalnız, başkalarını bağlamaz. Kız oğlana, oğlan kıza …

Devamını Oku »

KABAK ÇEKİRDEĞİ

Emekli oluşumun ilk yıllarıydı. Bende bir heves. Bağ bahçe işlerine öyle sardım ki gündüzler az geliyor. Babadan kalma tarlamıza ne ekeceğimizi düşünürken Hanım; “En iyisi kabak. Hem işi az hem de çekirdeği para ediyor. Kabak ekelim” dedi. Aklıma yattı. Mayıs ayı tam ekim zamanı. Bir fikir daha ileri sürdü bizim …

Devamını Oku »

IRZA EMMİ

“Nejlat yiğenim, benim bunu götürmediğim doktor, gitmediğim hastane kalmadı. Yok, çare bulamadılar. Ne tür ilaçlar denediysek fayda itmedi. Şimdi, “et” diyorlar, böyle el gibi, yumuşak süngere benzer bir şey; bir parça alıp yutturuyorsun hastaya, öteki parçası tekrar büyüyor, suyun içinde.” “Allah Allah! Nasıl bir etmiş o öyle?” “Taa, nirelere gittim …

Devamını Oku »

KUFU HASAN AĞA

KUFU HASAN AĞA “Mübadeleden Önce Bir Kapadokya Kasabası” kitabında Sinasos anlatılırken, Rum hemşerileri tarafından efsaneleştirilmiş bir Türk’ten bahsedilir. Kufu Hasan Ağa. Yunanca elyazmalarında unutulmaya terk edilmiş bu tarihi şahsiyet, İbrahim Yücel’in çalışmaları ile gün ışığına kavuştu. Tarih boyunca ağırlıklı olarak ibadethanelerin, yerleşim alanlarının kayaların oyulması suretiyle yapıldığı Kapadokya’da kaya oymacılığı …

Devamını Oku »

MUSTAFAPAŞA-SİNASOS

Kapadokya’da çok özel bir köy var; Mustafapaşa, eski adıyla Sinasos Mustafapaşa, antik dönemde adı Sinasos olan eski bir Rum köyü. Kapadokya’nın en doğal kalmış yerlerinden biri. Olduğu gibi korunan evlerden biri, şu an otel olan Seraphim Rizos’a ait konak. 1853 tarihli Serafim Konağı, Mustafapaşa köyüyle ilgili bilgi sahibi olunmasını sağlayan …

Devamını Oku »

BÜYÜK LOKMA

Büyük konuşmuşum… Keşke demeseydim, ama ağzımdan çıktı bir kez. “Ya baba, on sene Almanya’ya gitmişsin on beş senedir anlatıyorsun bitiremedin. Hacca da gittin, biraz da oradan anlatsan.” Babamın cevabı makuldü kendine göre, “Oğlum, topu topu on gün Medine, yirmi gün de Mekke’de kaldık hepsi bir ay. Gerisi yolda geçti.” Babam …

Devamını Oku »