Öğle camisinden çıktım. Sağa sola bakınırken tanıdık bir arkadaş elini uzattı. “Allah kabul etsin” diyerek. Ayaküstü hâl hatır sorduk. Kısa da olsa memleket ahvalinden bahsettik. “Vaktin varsa, şurada bir terzi abimiz var. Hoş sohbettir. Onun dükkanına gidelim. Ben oraya takılırım çok zaman” dedi. “Ben, esnaf yanına takılmayı pek sevmem, doğru …
Devamını Oku »ATIŞLA İMTİHAN
ATIŞLA İMTİHAN -65 bin lira, pazarlıksız, dedi. Şöyle kafamdan bir hesap yaptım, dört maaşımdan fazla tutuyor. Bu paraya aldık desek, adama deli derler. -Kılıfını veririm, on tane de fişek, mal işte burada ister alın ister almayın? Birbirimize bakıştık arkadaşla, boyun büktüm, ne yapalım dercesine? Arkadaş, -Tamam alıyoruz, hayırlı olsun …
Devamını Oku »BİR ANI
Çocukların “tıp” oynadığı gibi bir anda sesler kesildi. Odadakiler iki kişiye odaklandılar. Biri Eskişehirli Öğretmen, diğeri Fevzi. Öğretmen elindeki kâğıda Fevzi’nin resmini çiziyor. Fevzi hiç kıpırdamıyor. Büyükçe bir kâğıt parçası, kimseye göstermiyor. Herkes merak içerisinde. Kadir dayanamadı, -Hadi Hoca gayrı, -Bitti, dedi. Elindeki kâğıdı herkesin görebileceği şekilde çevirdi. O da …
Devamını Oku »TECRÜBE
“Ülkenin birinde kural, elli yaşına gelen babalar bir şekilde evlatları tarafından öldürülürmüş. Oğlu da babasını çok severmiş lakin elli yaşına gelmiş. “Baba, ne olursa olsun ben seni öldüremem, sana kıyamam,” demiş. Oğlu, babasını evlerinin gizli bölmesine saklamış, hiç dışarı çıkarmıyormuş. Soranlara da “ben görevimi yaptım, mezarı şurası, inanmazsanız evimi arayın” …
Devamını Oku »İMAM VE ÖĞRETMEN
Bir imam vardı çalıştığım köylerin birinde. Selamet Hoca derlerdi. Yedi tane çocuğu vardı en büyüğü on yaşında. Kızlı erkekli karışık. Seksenli yılların başı. Yaklaşık on senedir de o köydeymiş. Ben tanıdığımda on birinci senesi olsa gerek. Kendi köyü de yakın. Şöyle yani; yaya gidersen kırk beş dakika, dolmuşla gidersen iki …
Devamını Oku »NEYİM VAR
Kime sorulduğuna bağlı. Veya ne maksatla sorulduğuna. Hastaya sorsan sayar da sayar. Züğürde sorsan “hiçbir şeyim yok” der. Zengine sorsan parasını katlarını yatlarını saymaya başlar. Bana sorarlarsa “neyin var?” diye, söyleyeyim; “Hiçbir şeyim yok.” Aslında var. Benim kafamda başkalarıyla iletişim kurabileceğim yarım milyona yakın Türkçe, Osmanlıca, Arapça sözcük var. Almanca, …
Devamını Oku »NE İSTİYOR
Ener’in derdi ne para ne kadın ne de macera aramak. O sığınacak bir yürek arıyor. Anlık, günlük, asırlık, ömürlük ne istediğini bilmeden. Geçmişte ne yaşamış, gelecekte neler olacakmış önemsiz? Bu öyle bir şey ki, yağmur yağmaya başladığında nasıl düşünmeden etmeden bir korunağa sığınmak istenirse artık yağmur dinene kadar mı ölene …
Devamını Oku »İNSAN OLMAK
Devamı…Kendimiz olamamışsak, sürü psikolojisine uyarak ne yapacağı belli olmayan neyi, niçin savunduğunu düşünemeyen, uyandıran kişileri de tehdit olarak gören birer şahsiyet olup çıkarız. Sürüye dâhil olmamak, kendi yolunu çizmek, farklı bir renk katmak günümüzde pek sevilmeyen, yalnızlaştırılan eylemler ne acı ki. Herkes gibi olmak çok keyifli, daha konforlu. Çünkü risk …
Devamını Oku »İNSAN OLMAK
İnsan; sevinir, üzülür, konuşur, öğretilirse okur-yazar, mutlu olur mutsuz olur velhasıl diğer canlılardan farklı olarak, düşünen bir varlıktır diye tarif edilir. Bunlar mesele değil. Bu özellikler zaten yaratan tarafından verilmiş insanlara. Ayrıca elde etmek için bir gayret de sarf edilmiyor. Mesele, hayatın içerisinde iyi hasletlere sahip olabilmek yani “insan” olabilmek. …
Devamını Oku »NELER OLUYOR
Son günlerdeki halet-i Ruhiyesi can sıkıntısı veya stres diyerek geçiştirilemeyecek nispette. Nejat Hoca dertli. Çileli ömrünün muhasebesini yapıyor. Geçmişe dönüyor geleceğe bakıyor, anı değerlendiriyor sıkışıp kalıyor arada. Çıkış yolu bulamıyor. Bir şeyler var yolunda gitmeyen. Umulandan öte. Beklenen olmuyor bir türlü. Tam dananın kuyruğu kopacak derken bakmış gelmeyi veriyor beklediği. …
Devamını Oku »
Nevzat Turgut Resmi Web Sitesi