Bugün üçüncü gün. Taziyelerle meşgulüz. Eksik olmasınlar annemin ve bizlerin sevenlerimiz çoktur. Allah eksikliklerini göstermesin. Evimiz dolup taşıyor. Üzgün olanlar, ağlayanlar var. Saat gecenin on bir on ikisine kadar dolup boşalıyor evimizin içi, avlusu… Bu senenin başlarında başladı annemin şikayetleri. Kendine yetiyordu yıllardır. İlaçlarını, pazar alışverişlerini yine ben yapıyordum …
Devamını Oku »YALNIZIN İKİ YÜZÜ
“Beni yalnızlaştıran” diye başlıyor anlatmaya, “sevgilimden ayrılışım, sevdiklerimin ölümü vs. değil. Kimseden ayrılmış değilim. Zaten sevgilim de yok. (Gerçekten yok mu? Bir zamanlar vardı galiba) Parasız pulsuz da değilim. Malımı mülkümü kaybetmiş iflas etmiş halim de yok. Benim yalnızlığa kaçışım boş vermişlik, devamlı kuralları değişen hayatın oyunlarına ayak uyduramayışım. Etrafımda …
Devamını Oku »HOŞ SOHBET ABİ
Öğle camisinden çıktım. Sağa sola bakınırken tanıdık bir arkadaş elini uzattı. “Allah kabul etsin” diyerek. Ayaküstü hâl hatır sorduk. Kısa da olsa memleket ahvalinden bahsettik. “Vaktin varsa, şurada bir terzi abimiz var. Hoş sohbettir. Onun dükkanına gidelim. Ben oraya takılırım çok zaman” dedi. “Ben, esnaf yanına takılmayı pek sevmem, doğru …
Devamını Oku »ATIŞLA İMTİHAN
ATIŞLA İMTİHAN -65 bin lira, pazarlıksız, dedi. Şöyle kafamdan bir hesap yaptım, dört maaşımdan fazla tutuyor. Bu paraya aldık desek, adama deli derler. -Kılıfını veririm, on tane de fişek, mal işte burada ister alın ister almayın? Birbirimize bakıştık arkadaşla, boyun büktüm, ne yapalım dercesine? Arkadaş, -Tamam alıyoruz, hayırlı olsun …
Devamını Oku »BİR ANI
Çocukların “tıp” oynadığı gibi bir anda sesler kesildi. Odadakiler iki kişiye odaklandılar. Biri Eskişehirli Öğretmen, diğeri Fevzi. Öğretmen elindeki kâğıda Fevzi’nin resmini çiziyor. Fevzi hiç kıpırdamıyor. Büyükçe bir kâğıt parçası, kimseye göstermiyor. Herkes merak içerisinde. Kadir dayanamadı, -Hadi Hoca gayrı, -Bitti, dedi. Elindeki kâğıdı herkesin görebileceği şekilde çevirdi. O da …
Devamını Oku »TECRÜBE
“Ülkenin birinde kural, elli yaşına gelen babalar bir şekilde evlatları tarafından öldürülürmüş. Oğlu da babasını çok severmiş lakin elli yaşına gelmiş. “Baba, ne olursa olsun ben seni öldüremem, sana kıyamam,” demiş. Oğlu, babasını evlerinin gizli bölmesine saklamış, hiç dışarı çıkarmıyormuş. Soranlara da “ben görevimi yaptım, mezarı şurası, inanmazsanız evimi arayın” …
Devamını Oku »İMAM VE ÖĞRETMEN
Bir imam vardı çalıştığım köylerin birinde. Selamet Hoca derlerdi. Yedi tane çocuğu vardı en büyüğü on yaşında. Kızlı erkekli karışık. Seksenli yılların başı. Yaklaşık on senedir de o köydeymiş. Ben tanıdığımda on birinci senesi olsa gerek. Kendi köyü de yakın. Şöyle yani; yaya gidersen kırk beş dakika, dolmuşla gidersen iki …
Devamını Oku »NEYİM VAR
Kime sorulduğuna bağlı. Veya ne maksatla sorulduğuna. Hastaya sorsan sayar da sayar. Züğürde sorsan “hiçbir şeyim yok” der. Zengine sorsan parasını katlarını yatlarını saymaya başlar. Bana sorarlarsa “neyin var?” diye, söyleyeyim; “Hiçbir şeyim yok.” Aslında var. Benim kafamda başkalarıyla iletişim kurabileceğim yarım milyona yakın Türkçe, Osmanlıca, Arapça sözcük var. Almanca, …
Devamını Oku »NE İSTİYOR
Ener’in derdi ne para ne kadın ne de macera aramak. O sığınacak bir yürek arıyor. Anlık, günlük, asırlık, ömürlük ne istediğini bilmeden. Geçmişte ne yaşamış, gelecekte neler olacakmış önemsiz? Bu öyle bir şey ki, yağmur yağmaya başladığında nasıl düşünmeden etmeden bir korunağa sığınmak istenirse artık yağmur dinene kadar mı ölene …
Devamını Oku »İNSAN OLMAK
Devamı…Kendimiz olamamışsak, sürü psikolojisine uyarak ne yapacağı belli olmayan neyi, niçin savunduğunu düşünemeyen, uyandıran kişileri de tehdit olarak gören birer şahsiyet olup çıkarız. Sürüye dâhil olmamak, kendi yolunu çizmek, farklı bir renk katmak günümüzde pek sevilmeyen, yalnızlaştırılan eylemler ne acı ki. Herkes gibi olmak çok keyifli, daha konforlu. Çünkü risk …
Devamını Oku »
Nevzat Turgut Resmi Web Sitesi